.

.
.

14 Mayıs 2015 Perşembe

24 Nisan 2015 Cuma

Türkiye'nin en başarılı multimedyal video yapımcısı Canerhan Tipi (Mustafa Özcan, 25 Nisan 2015)


Türkiye'nin en başarılı multimedyal video yapımcısı Canerhan Tipi 


Canerhan Tipi, İstanbul 1946 doğumlu,  ODTÜ 1972 mezunu makine yüksek mühendisidir. 

Diğer daha çok bilinen kimliğiyleyse kendisini, 2009 Ekim ayından bu yana YouTube video sunum ortamı üzerinden "multimedyal tematik belgesel video yapımcısı ve  yayımcısı" diye tanımlamak çok yerinde  olur sanırım. 

Öte yandan bu arada, Canerhan Bey'in babası Şeref Tipi'nin süvari sınıfından bir asker oluşundan gururlanacak düzeyde bir yurtseverliğe  sahip olduğunu belirtmeden geçmek istemem. Ayrıca,  babasının kendi anıları merkez alarak yazdığı iki kitabın  hazırlayıcısı olması da O'na çoktan hak etmiş olduğu yazarlık sıfatını kazandırmış olduğunu aktarmak isterim.

Canerhan Tipi, YouTube üzerindeki bu etiketi ile geçen yüzyılı konu alan, tadına  doyulmaz, ama insanı hüzünlendirecek düzeyde nostaljik karakterde olan, sayısı 40'ı aşan  video üretip  yayınlayarak çok önemli bir  internet  sanatçısı olduğunu göstermiştir.

Canerhan Tipi'nin  toplum ve tarih  kapsamındaki olayları, kişileri ve mekanları konu  alan bu videoları, yüksek görsellikli, yazılı ve fon müzikli, nostaljik  anlatımlı bir  özellik arz etmekte olduğundan kişide derin bir  seyirlik duygusu uyandırmaktadır. 

Sunumun, düşünsel  arka planı ve duygusal incelikleri çok etkin bir  şekilde ahenkli olarak kompoze edilmişlikte olaraktan  ritmik bir akışla aktarılıyor olması seyrini daha da keyifli kılmaktadır.  Yapıtlar bu haliyle belgesel-multimedyal video sanat  janrı kapsamındaki bir üretim şekli için "virtiyöz" derecesi denilebilecek  düzeyi dahi zorlamaktadır diyebiliriz. 


Halen İzmir'de yaşamakta olan Canerhan Bey'i bu çalışmaları nedeni ile içtenlikle kutlarım.

Mustafa Özcan (25 Nisan 2015)

Not: Canerhan Tipi'nin YouTube kanalı:  https://www.youtube.com/user/MrPapagomez





12 Mart 2015 Perşembe

Emin Çizmeci Paylaşımları - Machu Piccu (12 Mart 2015)

Machu Picchu




Zirvedeki İnka sığınağı. İspanyol istilacıların bile ulaşamadığı ünlü antik kent. 


Peru'nun göz bebeği. 

Tüm gezginlerin varmak istedikleri hayallerdeki hedef.


Dünyanın 7 yeni harikasından biri.


1913 yılında Amerikalı arkeolog Bingham tarafından yeniden keşfedilinceye kadar uykuya yatmış, bozulmadan kendini korumuş bir güzellik. 1450 'lerde inşa edilen kent Cuzko'ya doksan kilometre, ama gidişte üç dört araç değiştirmek gerekiyor. Bu çağda bile varış ciddi çaba gerektiriyor. Kenti sekiz yüz civarında seçkin insanın paylaştığı söylenmekte. 3000 metrelerdeki kent olağan üstü bir taş işçiliğine sahip. Zamanını teknoloji harikası olan teraslama sistemi, erozyona karşı yoğun yağmur suyunun tepenin aşağılarına aktarımı, ilginç inanç mekanları, etrafta sivrilen ulu granit tepeler, baskın bir yeşil doğa...


İnsana iyi ki buraya eriştim dedirten bir Unesco dünya mirası şaheseri.


Emin M. Çizmeci (12 Mart 2015)


19 Aralık 2014 Cuma

Wassily Kandinsky neden Google’da Doodle yapıldı? (Mustafa Özcan, 19 Aralık 2014)

Wassily Kandinskiy neden Google’da Doodle yapıldı ?

Wassily Kandinskiy popüler arama motoru Google tarafından kısa bir süre önce Doodle yapıldı. Peki Kandinskiy neden Doodle yapıldı?
Çünkü Kandinskiy’in resim perspektifinden hareketle genel sanat kuramına yaptığı katkılar olağan üstü nitelik düzeyinde olmuştur!
Bu nedenle de, Kandinskiy’i tanıtıp onun bu olağan üstü nitelikteki önemine ve bu yöndeki katkılarına dikkat çekmek için Milliyet Gazetesi’nde konuyla ilgili olarak çıkan haberden küçük değişikliklerle özetlediğim alıntıyı aktarmak istiyorum:

Wassily Kandinskiy  1866’da Moskava’da doğdu, 1886 ‘da  Moskova Üniversitesi’nde hukuk ve ekonomi okumaya başladı. Üç yıl sonra Volga’ya düzenlenen etnografik bir geziye katılan Kandinskiy, bunun üzerine  Rus Halk Sanatı konulu bir makale yazdı. Bu deneyimin Kandinsky’yi ne kadar etkilediği, Colorful Life, Song of VolgaCouple Riding adlı ilk dönem resimlerinde rahatlıkla anlaşılabilir. Ardından 1896 yılında hukuk alanında ki kariyerini bitirip ressam olmaya karar verdi. Almancası iyi olduğu için Münih’e taşındı.

1900 ve 1908 seneleri arasında sergiler düzenledi. Münih’te sanat ortamına girdi ve sergilerde ismi görünmeye başladı. Ardından Phalanx sanatçılar grubunu kurdu. 

Her yönden yetenekli olan Kandinskiy, öncelerinde öğrencisi olduğu Phalanx’ın öğretmeni oldu. Bu dönemlerde Gabriele Münter ile tanıştı. Münter, o dönemde devlet okullarına kadınların alınmadığı için erkek ve kadınlara eşit davranılan Phalanx okuluna katılmıştı.
Kandinskiy 1909’da ünlü emprovizasyonlarına başladı. 1911'de Kandinskiy ve Münter Münih'deki sanatçılar derneği ile bağlantılarını keserek Der Blaue Reiter akımını oluşturdu. Kandinskiy önderliğinde  gruba kısa sürede MatissePicassoDelauney ve Klee gibi zamanın önemli yaratıcıları katıldı.
Wassily Kandinskiy 1912’de Sanatta Zihinsellik Üzerine adlı kısa ama çok önemli olan kitabını yayınladı. Kandinskiy için sanat, manevi değerlerin betimlenmesi idi.  Sanat dalları dışsal yapısı itibariyle birbirinden ayrılsalar da buluştukları ortak nokta, insan ruhunu arıtıp, harekete geçirebilecek iç amaç için çaba vermeleridir.
1914'de savaş başladığında Rusya'ya geri döndü ve ardından Nina Andrevskaya ile hayatını birleştirdi. 1920’de Wassily Kandinskiy; süprematizmVladimir Tatlin’in  Malzemelerin Kültürü’, konstrüktivizm ve kendi teorilerini içeren pedagojik bir program hazırlamak için Sanatsal Kültür Enstitüsü adlı kurum tarafından görevlendirildi.1921’de Rusya Estetik Akademisi’nde aktif olarak görev aldı.
Bir sene sonra 1922’de Almanya’ya gitti ve Bauhaus Okulu’nda eğitmen olarak göreve başladı. 1933'de Hitler kapatana kadar Bauhaus'daki hocalığına devam etti. Bu arada 1924’te Feininger, Jawlensky ve Klee ile birlikte Blaue Vier’i kurdular..
1933'de Paris'e yerleşti. 1939'da Fransız vatandaşlığına geçti. Fransa'da pek çok önemli eser yaptı. Kandinskiy 1944'de Paris'de hayata gözlerini yumdu.”

Görüleceği gibi yaşamı sanata ve sanat felsefesine adanmış bir dahi olarak soyut resmin öncülüğünü yapmış olan Kandinskiy 21. Yüzyıl’da da önemini yitirmeyecek olan bir sanat anlayışının temsilcisi olarak tarihe geçmiş bir kişiliktir.


Mustafa Özcan (19 Aralık 2014)